Soyle hatirladigim kadarini anlatiym. Firtinada gemimiz parcalaniyor bir adada uyaniyoruz prenses Zelda bizi kiyida bulup evine almis. Bir odadayiz yataktan cikiyoruz Zelda'nin babasi var. Disari cikiyoruz ada cok buyuk. Gidilecek bir suru yer, kazanilacak bir suru ozellik var.
Ilk once sahilde kilicimizi buluyoruz. Artik yolumuzu kapatan cimenleri kesebiliyoruz ve yaratiklari oldurebiliyoruz. Degisik zindanlar, herbirinde farkli dusmanlar falan. Sonra yuzuk aliyoruz. Artik kayalari kaldirip adada gidemedigimiz yerlere gidiyoruz. Sonra tuy aliyoruz. Artik atlayamadigimiz deliklerin ustunden atliyabiliyoruz. Sonra ne aliyoduk hatirlamiyorum ama buyuk ihtimal palet aliyoruz ve yuzebiliyoruz artik suya dusunce olmek yok ve baliklarin zindanina girebiliyoruz. Sonra kalkan aliyoruz, sonra ok aliyoruz, surekli bir seyler oluyor hikaye gelisiyor.
Zelda ile aramizda bir ask da vardi sanki ve kaciriliyo muydu bize arada gelip yardim mi ediyodu tam hatirlamiyorum. Ada halki, maceramizda yolda karsilastigimiz insanlar, bir suru muhabbet. Tabi o zamanlar anlamiyorum bu muhabbetlerin yarisini tusa basarak blink blink efektiyle geciyorum ama diger yarisi olay orgusunden falan aciga cikiyor yazilari okumaya gerek olmadan.
Harita hayvan gibi buyuk. Buna ragmen esas hatirladigim yerler zindanlar. Cunku en cok orda vakit geciriliyodu. Hepsi birbirinden oldukca degisikti. Gecemeyip degisik stratejiler uretiyodum. Ufacik bir ekranda, siyah beyaz bir sekilde, bu oyunla o kadar cok hayallere dalardim ki anlatamam. Zaten nerdeyse herbiseyi yapabiliyosun. O kucuk cocugun aklina gelen seyleri bi dusun. Muzigi de 10 numaraydi ve surekli calardi arkada, ben oynarken. Bazen pili bitmesin diye kisardim sesi gerci. Oyunu bir kac ayda bitirdim. Kaydedip devam edilen, bitirdigim ilk oyundu Zelda."Zelda bizi uyandirirkenki sahne boyle."
No comments:
Post a Comment