Saturday, February 27, 2010

kriptobiyoz

bu da ilginc bak:

Novosti ajansının haberine göre, Rusya Tıbbi ve Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü bilim adamları, Japon meslektaşlarıyla birlikte “Mars’a İnsan Yolculuğu” projesi çerçevesinde yaptıkları araştırmalarda, biyolojik nesnelerin uzayda yaşama olasılıklarını inceledi.

Rusya Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı Anatoli Grigorev, Afrika sivrisineğinin larvasının, uzay istasyonunun dış kaplamasında bir buçuk yıl, beslenmeden ve eksi 150 derece ile artı 60 derece arasındaki yüksek sıcaklık değişimlerinden etkilenmeden canlı kalmayı başardığını belirtti.

Araştırma süresince uzayda “uyuyakalan” sivri sineğin dünyaya döndükten sonra canlanmasını izleyen bilim adamları, kısa ömürlü olan Afrika sivrisinek larvalarının, canlı kalmak için elverişsiz ortamlarda “kriptobiyoz” (bütün hayati fonksiyonlarını durdurma) durumuna geçerek, bütün fonksiyonlarını dondurduğunu gözlemledi.

Sivrisinek larvalarının DNA’sını inceleyen bilim adamları, bu canlının 30-40 dakikalık sürede bile hayat fonksiyonlarını sınırsız kez dondurup Canlandırma yetisine sahip olduğunu saptadı.

Haberde, Rus ve Japon bilim adamlarının bitki ve canlı organizmaların uzayda yaşama koşullarının incelendiği “Biorisyu” araştırmasında asıl amaçlarının organizmaların “kriptobiyoz” sürecine geçiş mekanizmalarını saptamak olduğu kaydedildi.

bucardo

ilginc:

19. yüzyılın sonlarında sayıları 100’e düşen Bucardo’ların[9 yıl önce soyu tükenen Pirene Keçisi (Capra pyrenaica pyrenaica)] sonuncusundan alınan ve 9 yıl boyunca özenle saklanan doku örneklerinden elde edilen DNA ve evcil bir keçinin yumurta hücreleriyle 440 kadar embriyo elde eden bilim adamları embriyoların 57 tanesini taşıyıcı anne adaylarına aktardı. 8 adayın gebe kalmasının ardından anne adaylarından biri başarılı bir doğum yaptı.

Doğan yavru Bucardo’yu 7 dakika hayatta tutmayı başaran araştırmacılar, bu yöntemle nesli doğal seçim (natural selection) yerine avlanmak, çevre kirliliği gibi insan eliyle oluşturulan tehditler nedeniyle tükenen hayvanları hayata geri döndürmek için araştırmalarına devam edeceklerini açıkladı.

Friday, February 26, 2010

strange days



izledigim en iyi acilis sahnelerinden biri.
film guzeldi baya ozellikle gelisme kismina bayildim, cok zevkli ve merak uyandiriciydi. ama sonlari vasatti.
james cameron yazmis, kathryn bigelow yonetmis, ralph fiennes oynuyor.
konusu, bi alet var kafaya geciriliyor, genelde gorulmesin diye peruk, sapka falan takiyolar.
yasadiklarini kaydediyor.
tek cekim icten gorunus sahnelerle bu goruntuleri yansitmis seyirciye, bence bu sahneler bi harikaydi.
bizim adam eski polis, simdi karaborsadan bu kayitlari satiyor. kayitlari geri izleyenler sadece gordugunu gorup, duydugunu duymuyor ayni zamanda hissettiklerini de hissediyor bunlari kaydedenlerin. o yuzden basinda diyo adam "olum kaydi istemiyorum sonra butun gun kotu hissediyorum."
farkettigim ufak bi ayrinti, avatari da yazan cameron avatarda olan bi sahnenin aynisini once burda yazmis. bacaklarini kullanamayan bi adamin alete girip neseyle kosmasi.

Tide

orca & fisherman

vosvos, marti, kucuk kiz

Wednesday, February 17, 2010

Karnivool

yeni kesfettim. avustralyali progressive/nu metal karisimi grup. bazi kelimelerin telafuzuna hosluk katiyor bu avustralya aksani. tool'u biraz andiriyor ama daha melodik bi yapiya sahipler biraz daha dolgun bi soundlari var. ben biraz alien ant farm havasi seziyorum. thematanin klibini izlerseniz vokalin hareketleri ve tipinden ve sarkidan bu ikisini de anlarsiniz. teknik olarak tool'a erisemeseler de oldukca yetenekliler, bu nitelikte aaf'a basarlar tabii ki. bi yerde gordum en sevdikleri iki grup pink floyd ve toolmus(ne kadar dogrudur veya ne kadar onemi vardir bunun bilemem). simdi bu benzetmeler sadece fikir olsun diyedir. cunku tamamen kendilerine ozgu bir grup. kimseyle isleri yok. ne hissediyolarsa onu sunmaya calisiyolar belli. sarkilarin sozleri de yeterince derin ve bir o kadar gaz. bi tane inanilmaz vokal, iki tane hayvan gitarist, bi tane cok iyi baterist, bi tane de iyi bassci olmak uzere 5 kisiden olusuyolar. simdi alta linkler koyayim.

http://www.myspace.com/karnivool : burdan dinlenebilir 8 tane sarkilari var.

benim en sevdigim 4 tanesinin youtube linkini veriym;

begenirseniz set fire to the hive, lifelike, goliath, illumine da diger guzel sarkilar.

teknik olarak iki album cikarmislar;

2005 Themata, 2009 Sound Awake

edit: nasi buldugumu anlatmayi unutmusum.
grooveshark dinliyodum alttan alttan bi degisik bise acayim dedim, yeter bu kadar chill-out muzik(jazz, trip-hop, bossa nova falan)biraz da isyan edelim. yeni bi seyler istiyodum. aklima "goliath" kelimesi geldi boyle agzi dolduran, boyle tam bi rock grubu ismi gibi diye. buna yakin bi grup bekliyodum. sonra goliath isimli bi grup bulamadi ama goliath isimli bi sarki buldu. actim ayni deftones'un maynard'la duet yaptigi passenger sarkisina benzettim. ne guzel la bunlar bi bakayim dedim. myspace sayfalarina girdim ve cikamadim. o listeyi abartisiz 10 kere bastan assaga dinledim.
iste boyle tanistim bunlarla.

bi bestemsi daha

j (gitar)

Monday, February 15, 2010

iki tane bestemsi

oylesine kaydettim bunlari simdilik ornek safhasindalar bu ara pek zamanim yok uzerlerinde ugrasirim sonra.

kafa bin (gitar)


- (piano)

Friday, February 12, 2010

The Road

Ne zamandir bekledigim bi filmdi The Road. Post-Apocalyptic dunya manyagi birisi olarak gercekten atmosferine bayildim. Hikaye de guzel, zaten romandan cevrilen filmleri oldum olasi sevmisimdir. Karakterler gelir kiyidan koseden ve toplu bi sonu falan olur. Filmin anlatmaya calistigi ana sey sanirim, her ne olursa olsun icindeki iyilik duygusunu yitirme gibi bisey, ama tabi biraz daha derince islenmis cunku kosullar buna mahal vermemeye calisiyor gibi. Yiyecek bulmasi cok zor ve ne yesillik ne hayvanlar var, sadece tek tuk insanlar. Cogunu mamalak yamyam genc erkekler olusturuyor. Ortam cok ilgimi cektigi icin nispeten yavas islenmis olmasina ragmen hic sikilmadigimi soyliyebilirim. Cocuk siritmamis filmin yarisini Viggo'yla paylasmasina ragmen. Viggo iyi de, ben Guy Pearce'i cok seviyorum, gerci bu baba ogul ikilisi disindaki karakterler on dakikaya ulasamiyolar bu filmde fakat farkina vardim ki kendisi favori aktorlerimden.

cod4

the hurt locker'i izledikten sonra canim cekti. dun call of duty 4 yukledim multiplayer oynadim frapsla kaydettim. dinledigim muzigi falan da kaydetmis ilginc olmus. beni cod4'te milletle savasirken izlemek isteyenler icin.

cod4 (seratti)

kardanadam

Monday, February 8, 2010

The Chosen





Not: Bi resim esliginde daha guzel olur diye dusundum, resim benim degil.

Sunday, February 7, 2010

ever

Saturday, February 6, 2010

Office Space

1999 yapimiymis.
Aslinda unlu bi film sanirim,
ama az once anca izleyebildim,
izlemeden gecmeyin.
Guzel film.

Friday, February 5, 2010

The Hurt Locker

Coktandir boyle bi karakter izlememistim, iyi geldi valla. Basarili Jeremy Renner, film de basarili, saygilar Kathryn Bigelow'a.

yengec gunlukleri


Tuesday, February 2, 2010

Creation

Creation diye bi film cekilmis, henuz izlemedim. Darwin'in dindar karisiyla tanriyi yokedecek bulusu arasindaki dengeyi saglamaya calismasini anlatiyomus. izliyim de oyle yazarim diye dusunmustum ama filmin guzel veya kotu olmasi onemli degil aslinda. ilgimi ceken kismi posteri oldu. trailer'ini izledim sonunda bu sahne vardi. baktim posteri de buymus. tagline'i "the true story of charles darwin" olan bi filme daha guzel bi afis dusunemiyorum acikcasi.

edit: izledim. eh iste fena degil. kizinin olumu, karisinin tripleri ve kendisinin psikolojik bunalimlari cok fazla yer almis nerdeyse yuzde 80 i falan bunlar uzerine filmin. geri kalan yuzde 20lik kismi oldukca ilgincti ama. muzikler cok guzeldi modern klasik boyle sikmayan, derinlikli. sonuc olarak filmin ismi oldukca agir kacmis bu hikayeye ama izlenir.